1997 yılına tarihli Titanic filmi gösterime girdiği yıl 11 Oscar alıp tüm zamanların en büyük gişesini yapan bir film olarak tarihe geçmişti. Bunun yanısıra Leonardo Di Caprio ve Kate Winslet bir anda Hollywood’un gözbebeği oluverdiler ancak James Cameron beklenenin tam tersine kendi kabuğuna çekildi ve oldukça uzun bir süre hiç film yapmadı. Çünkü kafasında çok büyük bir proje vardı ve bu projeye aslında Titanik’ten tam 3 yıl önce 1994 yılında başlamıştı. Küçükken okuduğu her bilim kurgu kitabından birşeyler ekleyerek oluşturduğu bu projeye Avatar adını verdi.
Kafasında ki plana göre Avatar’a Titanik’ten hemen sonra başlayacaktı bu yüzden insanüstü bir çaba göstererek filmin 80 sayfalık scriptini 2 haftada bitirip raporladı. Proje için kafasındaki bütçe 100 milyon dolar kadardı ve çekimlerine 1997 yılında başlayıp 1999 yılında bitirip gösterime sokmaktı. Daha sonra Cameron çekmeyi planladığı Avatar için henüz sinema teknolojisinin yeteri kadar gelişmediğine karar verdi ve projeyi bir süreliğine rafa kaldırdı. Bu sürede de boş durmayıp filmin senaryosunu geliştirdi. Sonunda 2005 yılına kadar sabırla bekleyip filmini 310 milyon dolar civarı bir çekim bütçesi ve buna ek olarak 150 milyon dolarlık bir reklam bütçesi ile çekti ve 10 Aralık 2009 tarihinde ilk kez Londra’da gösterime soktu. Ve sadece birçok box office rekounu kırmakla kalmayıp yine kendi çektiği Titanık filminin elinde bulunan tüm zamanların en iyi gişe getiren filmi ünvanını da aldı…
Film insanoğlunun uzay çağını yaşadığı 2154 yılında Na’vi lerin anavatanı Pandora isimli bir gezegende geçiyor. Dünya’nin ihtiyacı olan Unobtanium isimli bir maddenin çokça bulunduğu Pandora gezegenini istila eden dünyalılar Na’vilerin yaşamları, kültürleri kısacası herşeyi ile ilgili bilgi sahibi olmak için yine insanların kontrol ettiği labratuar yapımı Na’vi leri barışçıl halkın arasına yollarlar, ilk başlarda herşey düzgün giderken bu labratuar yapımı Na’vi leri kontrol eden insanlar Pandora halkı ile vakit gecirdikce onlardan biri olmaya başlarlar ve aşk faktörünün de devreye girmesi ile işler kontrolden çıkar ve Pandora’lı lar ile dünyalılar arasında amansız bir savaş başlar … Na’vilere kısaca göz atmak gerekirse barış içinde yaşayan kendilerine has dili olan, son derece göz alıcı ve yemyeşil ormanların bulunduğu, ırmakların aktiği, tertemiz bir gezegende yaşayan bir halk diyebiliriz. Bu inanılmaz doğanın bilgisayar ortamında yapıldığını düşününce filme olan ilgiliniz daha da artacaktir, şahsen ben bunca teknolojinin kullanıldığı filmi izledikten sonra “yakın zamanda insansız sinema’ya geçişin kaçınılmaz” olduğunu düşünmeye başladım ve bu düşünce bile beni tedirgin etmeye yetti.
Filmin başarısı asla ve asla tesadüf değil çünkü herşeyden önce 10 yıldan daha uzun bir süre üzerinde çalışılmış bir proje buna ek olarak filmdeki en küçük ayrının bile üstünde büyük bir ciddiyet ile durulması örneğin Na’vi halkının 1000 kelimelik dilinin dahi uzman dil bilimciler tarafından geliştirilmiş olması başarıya yapılan katlılardan sadece bazıları. Film Los Angeles, Yeni Zelanda ve Havaii’nin ormanlarında çekilmiş ve Pandora dünyası izleyiciye o beklenen teknoloji ile aktarılmış, bunun yanında film, hem klasik sinema gösterimi hem imax hem de 3 boyutlu olarak dünyanın her yerinde gösterime girdi ve aslında 3D olarak düşünülmüş film için bu teknolojiye sahip olmayan şehirler de dahi izleyicinin beğenisine sunulması açısından klasik sinema gösterimine de çevrilmiştir.
2 milyar doların üstünde bir gişe hasılatı yakalayan film için yapılan reklamları da unutmamak lazım ki aylar öncesinde hem fragmanlar hem tanıtımlar ta evlerimize kadar girdi. Senaryo olarak çok farklı olmamasına rağmen insanların kötü olduğu ilk film diyebilirim.
Bu filmi anlatırken James Cameron’a bir paragraf açmassak hata olur, çünkü dünya’nın gişe hasılatı en yüksek iki filmini de onun elinden çıkmış bunun yanında ona eşlik eden oyuncular da ünlerine ün katarken James Cameron’un ne kadar dışplinli bir yönetmen olduğunu “ sizden korkmuyorum çünkü James Cameron ile çalsıyorum” yazılı t-shirtler ile eğlenceli bir dille belirtmişler…
Şimdi gözler 82. oscar ödüllerine çevrildi herkes gişe’de Titaniği sollayan bu film için acaba oscar ödüllerinde de Titaniği geçebilecek mi sorusuna odaklanmış durumda bunun cevabını da yakın bir tarihte alacağız. Sinema salonundan çıkarken “ ben de Pandora’da yaşamak istiyorum” dediğiniz duyar gibiyim. Her ne kadar az önce belirttiğim gibi film klasik sinemalarda izleniyor olsa da ilk tercihiniz imax olsun yoksa mutlaka 3D’de izlemenizi oneririm.