Flags Of Our Fathers filminin ikiz kardeşi olan yine
Clint Eastwood imzalı film bu kez
Flags Of Our Fathers’in tam aksine
Iwo Jima adasında Amerika ve Japonya arasındaki ilk sıcak teması Japonların gözünden anlatan bir yapım. Film Amerikan şirketlerince çekilmiş olmasına rağmen filmin neredeyse tamamı Japonca ve bu kez yüceltilmiş bir Amerika izlemiyoruz tabi ki bunun da en büyük sebebi filmin Japonların gözünden anlatılmış olmasından kaynaklanıyor.
Letters From Iwo Jima filmini
Flags Of Our Fathers filmi ile değerlendirmek gerekiyor çünkü aynı film iki farklı perspektif ile çekilmiş ve iki tarafında, hatta Amerika ve Japonyadan da öte aslında savaşın genel olarak insanlarda bıraktiği acı ve yıkımı gözler önüne seriyor.
2006 yılında
Iwo Jima adasında bulunana mektuplardan yola çıkan film
Clint Esstwood’un muhteşem öngörüşü sayesinde tam bir insanlık dramına sahne oluyor, Aslında biz savaş filmlerindeki destansı anlatımlara çok alışık olduğumuz için bu filmi biraz garip karşılıyoruz. Çünkü bu filmde anlatılan; savaşlarda elde edilen kahramanlıklar değil önün aksine savaşların bir insan ve insanlık için ne anlama geldiğidir. Zor koşullarda ac,susuz savaşmaya çalışan ailelerinden koparılmış Japon gençlerinin ülkelerini savunmak adına yaşadıkları dram bize Çanakkale’yi hatırlatıyor o yüzden
Letters Of Iwo Jima bize ( taa Japon adalarında olmasına rağmen ) hiç yabancı değil. Kendi hikayemizi bu kez çok uzak diyarlardan izlemenin hüznünün yaşıyoruz ve yine bu hüznü yaşatan Amerika. Zaten bu işgalci anlayış ile yaşamış ve yaşamaya devam eden Amerika elindeki muhteşem sinema gücünü çok iyi ve akıllı bir şekilde kullanarak izleyiciye ve insanlara “
biz bunları yaptık ama bakın nasıl yüzleşiyoruz” mesajı veriyor, ve tarihten yine en masumane yüzüyle ayrılıyor.
Film ile ilgili konuşurken
Clint Eastwood’a bir parantez açmak gerek diye düşünüyorum. Bir zamanların beyazperde’de boy gösteren muhteşem kovboy şimdilerde sinemanın arka planında duruyor ama ilerlemiş yaşına rağmen sinemadan asla kopmuyor. İster oyuncu olarak ister yönetmen ve yapımcı olarak hangi filmde rol alırsa alsın izleyiciyi ekrana bağlamasını bilen sinemaya yıllarını vermiş ve tamamen objektif düşünce ve tavırları ile sanki dünyaya sinema için gönderilmiş bir insan izlenimi veriyor.
Film Amerika’da 79. Oscar ödüllerinde yer alması için 20 Aralık’ta limited olarak gösterime girmesi Amerikalıların da filmden çok şey beklediğinin en açık göstergesı.
Letters From Iwo Jima’nin, sinema otoritesi sayılan birçok eleştirmenin 2006 yılının en iyi 10 filmi listesinde yer alması zaten filmin ne denli başarılı olduğunu gözler önüne seriyor ve bunun yanısıra arka planda duran yapımcı ve yönetmenin vermek istediği mesajı izleyicinin de tam teknik ekibin yansıttığı şekilde alması filmin çok büyük ses getirmesinin başka bir cevabı. Bunun yani sıra hem puan hem eleştiri hem beğeni olarak karşılaştırıldığında
Letters From Iwo Jima filmi
Flags Of Our Fathers’in yanında çok daha başarılı gözüküyor. Ki bunun sebebide
Flags Of Our Fathers’in işgalcilerin gözünden, Letters Of Iwo Jima’nin ise ülkesini savunanaların gözünden yapılmış olması. Yani daha açık bir dille insanlar kimin haklı kimin haksız olduğu ayrımını yapabiliyorlar iste sırf bu yüzden bile filmimize başarılı bir film dememiz asla yanlış olmaz.
Son olarak öncelikle elinde güç olan yönetmenlerin çığlıdır savaşa hayır şiarı bu güç ile savaş karşıtı birçok film yaptılar birçok ödüller topladılar. Filmi izleyen arkadaşlar için bu yazdıklarım süpriz değildir elbette ama savaşa hayır diye baş baş bağıran bir film olduğunu göz önünde bulundurursak çok fazla kahramanlık ve efsane göremeyeceksiniz tabiki bunun en büyük sebebi yaşanmış bir hikaye olmasından kaynaklanıyor.
Letters From Iwo Jima. Ne bir abartılı hikaye ne de bir kahramanlık olgusu. Hiç biri yok bunun sebebide. Vatanları uğrun hayatlarını feda etmeye hazır gençler zaten başlı başına birer kahraman olmasıdır.
Savaşa Hayır.