|
Aşağıdaki film incelemesi (kritik) Devran ikiz tarafından yazılmıştır.
2006 yılı Alman yapımı bir film olan “Perfume: The Story Of A Murderer” Patrick Suskind’in Jean Baptiste Grenouille isimli özel bir katilin hikayesini anlattığı 18. Yüzyıl Fransa’sında geçen Perfume isimli 1985 tarihli romanının sinemaya uyarlanmış şekli. Beyazperde’ye aktarılmış her roman gibi bu film içinde birebir alıntı yapılmış dememiz oldukça zor ancak böylesine ilginç ve anlatilmasi zor bir hikaye sinema’ya ancak bu kadar güzel ve akici aktarılabilirdi. Kokuların hayatımızdaki yerinin ne kadar önemli olduğunu, o kokuların insanlar için ne anlama geldiğini bir katilin daha doğrusu aslında dahi olan bir katilin eski Fransız sokaklarındaki hali ile izliyoruz. “İnsan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar yapabilir” sözünün anlamsızlığını adeta izleyicinin yüzüne çarpan bir yapım olması ile de göz dolduran bir klasik: Perfume:The Story Of A Murderer filmi…
Söz konusu 18. yüzyıl Fransa’sı olduğundan ve kokular, yaşayışlar,sınıfsal farklılıklar ile harmonik bir anlatım sunan film için sanatsal bir başyapıt dememiz yanlış olmaz öyle ki her ne kadar ana teması kusursuz kokuyu bulmak için gözünü kırpmadan genç kızları katleden bir katil’in yasayısı gibi gözükse de yönetmenin daha doğrusu romanın yoğunlaştığı konu kesinlikle bu değil, iste sırf bu sebebten bile filmin artistik yanının oldukça ağır bastığını söyleyebiliriz.
Fransa’da bir balık marketinde dünya’ya gelen Grenoille yaşıtlarından daha kötü şartlarda ancak dünya’da hiçbir insanda bulunmayan muhteşem bir özellik ile dünya’ya gelmiştir. Belirli bir yaşa kadar konuşmayan, dış dünya ile hiçbir bağlantısı olmayan ve köle pazarlarında satılan Grenoille muhteşem bir koku alma yetisine sahiptir, yaşı ilerledikçe bu duyusunu geliştiren genç adam bir süre sonra kokuların nasıl korunduğunu ve saklandığını öğrenmek için Giuseppe Baldini ( Dustin Hoffman) isimli bir zamanların efsane parfümcüsünün yanında işe girer. Her ne kadar kendini ifade etme zorluğu çeken bir insan görünümü çizse de, kafasındaki tek amaç şimdiye kadar kimsenin koklamadığı muhteşem kokuyu yaratmak olan Grenoille,bu kokunun kadın kokusu olduğu farkeder ve birbirinden güzel kızları öldürerek , hayvan yağı ile birlikte saç ve cilt kokularını birleştirerek muhteşem bir koku yaratmaya çalışır. Tabi bu kokuyu yaratmak için güzel, bakire kızları seçen Grenoille bu dakikadan itibaren sadece amaçına yoğunlaşarak bir seri katile dönüşür ancak kötülük etme bilincine sahip olmayan genç adam izleyicinin gözünde hala rolünü hakkı ile yapan masum bir insan görünümünü sürdürür. En sonunda istediğini elde eden Grenoille yakalanır ve idam edilmek üzereyken uğruna yıllar harcadığı birbirınden masum ve güzel kızları öldürdüğü kokusunu kullanmaya başlar bu kokunun bir damlası bile insanları köle etmeye yettiğinden onu kimse idam edemez. İşte bu dakikaya kadar sakin ve akla yatkın ilerleyen filmimiz bir anda gittiği yoldan ayrılıp fantastik bir yapıma dönüşür, her ne kadar izleyiciyi filmin içine çekmek için yapılan bir son gibi gözükse’de film son 30 dakikasında olan olaylar yüzünden ciddi eleştirilerden kurtulamaz…
Filmin bir başka özelliği de 50 milyon dolarlık bütçesi ile en pahalı Alman filmi olması, böylesine güzel bir konunun beyazperdeye aktarılması için hiçbir masraftan kaçınmayan yapımcı, Bernd Eıchınger, romanın telif haklarını hiçbir şekilde satmayacağını birçok kez dile getiren Patrick Suskind’i kendi cebinden ödediği 10 milyon dolar ile ikna eder ve film böyle zor bir dönemden sonra çekilir. özveri ile güzel bir konunun birleştiği her film gibi bu filmde dünya genelinde yaptığı 135 milyon dolarlık gişe hasılatı ile yönetmen ve yapımcıların beklentilerini boşa çıkarmaz ayrıca gişe hasılatı açısından da yabancı filmler dalında en yüksek gişeyi elde eden filmler arasında kendine bir yer edinir…
Oyunculuklar açısından da böylesine donuk bakışlı zor bir rolü başarıyla oynayan Ben Whishaw’da her türlü övgüyü hakediyor bunun yani sıra filmin kopma noktasındaki rolü ile göz dolduran Dustin Hoffman oynadığı rolün yani sıra sadece ismi ile filme yaptığı katkı yadsınamaz. Aslında genel olarak ele alacak olursak en büyük övgüyü romana aşık olan yönetmen Tom Tykwer hakediyor, hem casting, hem de çekim aşamasında küçük bir bölümü bile yüzlerce defa çektiren yönetmen, başarılı oyuncu seçimleri ile de gerçek anlamda izleyiciye roman tadında bir film izlettiriyor… |  Filme Ait Afiş/Poster : | | |  Film'den Görüntüler | | |  Film Bilgileri | Filmin Yönetmeni : Tom Tykwer | Oyuncu Kadrosu : Ben Whishaw, Francesc Albiol, Gonzalo Cunill, Roger Salvany, Andrés Herrera, Simon Chandler, David Calder, Richard Felix, Birgit Minichmayr, Reg Wilson, Catherine Boisgontier, Núria Casas, Carlos Gramaje, Sian Thomas, Michael Smiley, Walter Cots, Perry Millward, Jan Cortés, Berta Ros, Alvaro Roque, | | | | |